top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıOnur Tatar

MOZART'IN HASTASIYIM, SALZBURG'DA KOMADAYIM

Önceden planlamış olduğum Münih seyahatim oldukça keyifli başladı. Daha önce Oktoberfest nedeniyle bulunduğum Münih'e bu kez daha güzel duygularla gitmiştim.

Münih seyahatim sırasında ilk fırsatta Münih'e hızlı trenle 1.5 saat mesafedeki Salzburg'a günübirlik gitmeyi planlamıştım. Deutsche Bahn ( DB) 'dan tren biletimi aldım. Hızlı tren için esnek saatlerde seyahat edebileceğiniz bilet almanız halinde gidiş dönüş için ödeyeceğiniz bedel 60 Euro. DB'den sadece belirlenmiş saatlerde seyahat edebileceğiniz gidiş dönüş biletinin fiyatı ise 38 Euro. Tabi bu fiyatlar ekonomik sınıf seyahat için belirlenmiş fiyatlar.

Sabah 07.30 gibi tren garındaydım. Tren tam zamanında kalktı. 6 kişilik kompartmanda yerimi aldım. Maalesef seyahat arkadaşlarımın çenesi oldukça düşüktü.


Üç Alman, adeta konuşmasalar söyleyeceklerini unutacaklarmış gibi, yarım saat içinde başımı şişirmeyi başardılar. Çareyi trenin restoranına gitmekte buldum. Açıkçası gördüğüm manzara karşısında, biraz önce kızdığım kompartman arkadaşlarıma teşekkür ettim. Hemen cam kenarındaki küçük masada yerimi aldım. Sarışın garsondan bir espresso rica ettim. Bir yandan kahvemi yudumlarken, bir yandan da, Münih - Salzburg arası muhteşem Alp Dağları manzarasını ve yemyeşil Avusturya köylerini seyretmeye daldım. Sıradan köylerin harika manzarası ve mimari yapısı adeta büyüleyiciydi. Münih Salzburg arasını hızlı trenle geçmenin keyfini yaşadım. Yolculuğun nasıl bittiğini dahi anlamadım.

Salzburg'a iner inmez gardan kent merkezine geçtim. Garda bir turizm bilgilendirme bürosu var. Kentin haritasını aldım. Günlük Salzburg otobüs kartı ise 4 Euro. Otobüse atladığım gibi bu küçük ama zengin şehrin kalbine doğru yol aldım.

Şehri "Salzack" nehri ikiye bölüyor. Köprülerle birbirine bağlanan şehrin merkezi oldukça canlı.




Salzburg müziğin, notanın ve Wolfgang Amedeus Mozart'ın kenti.


Wolfgang Amadeus Mozart, 18. yüzyıl klasik müziğinin en tanınmış bestecilerinden biridir. Günümüzde Mozart ismiyle tanınsa da kendi döneminde daha çok Wolfgang ismini kullanmıştır.





Ünlü Alman yazar Goethe, Mozart'ı şöyle anlatmıştı: "Mozart müzik sanatında ulaşılmazlığın simgesidir. Şiirde Shakespeare gibi. Onun sanat evreninde belirişi açıklanması olanaksız bir mucizedir."


35 yıllık yaşantısına harika eserler bırakan bu büyük besteci ile tüm dünya gurur duyuyor. Tabii ki Salzburglular'ın hayranlığı bir başka.


Çikolatadan, pastaya, heykelden, hediyelik eşyaya herşey Mozart.


Wolfgang A. Mozart'ın hayatını kısa bir belgesel ile izlemek isteyenler için link aşağıda



Mozart'ın doğduğu ev kentin bir tarafında, yaşadığı ev ise kentin diğer tarafında.


İlk adresim Mozart'ın doğduğu ev. Aynı zamanda müze olan ev, dışarıdan bakıldığında oldukça görkemli. Mozart'ın ve ailesinin özel eşyalarının, Mozart'ın kullandığı müzik enstürmanlarının sergilendiği müzede Mozart'ın müzik ile tanışması, ailesinin müzik konusundaki yönlendirmeleri, onun müzikal dehası anlatılıyor.



( Mozart'ın Doğduğu Ev )


Bu müzikal dehanın en ünlü eserlerinden birisi Figaro'nun Düğünü.


T.C. Kültür Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi tarafından sergilenen bu eserin linki de siz değerli okuyucularıma benden küçük bir jest



Usta'nın diğer önemli eseri ise, süprizzz...


Evet TÜRK MARŞI


https://www.youtube.com/watch?v=f33obHetpu8


Tanıdık melodilerle, kulağınızın pası silinsin.

Müzeden sonra, yönümü Mozart meydanına çevirdim. Mozart'ın görkemli bir heykelinin yer aldığı meydanın çevresi sağlı sollu güzel kafelerle çevrili. Ardından Salzburg Katedrali'ne yaptığım küçük gezinin ardından kısa bir yemek molası vermek üzere Cafe Mozart'ta yerimi aldım. Cafe Mozart şnitzel yiyebileceğiniz iyi bir adres. Avusturya mutfağının vazgeçilmezi şnitzel.




Yemek molasının ardından, şehirdeki gezintime devam ediyorum. Salzburg'un tepesinde yer alan görkemli kale bir sonraki hedefim. Nasıl gidebileceğimi sorarken, ev sahibi Salzburglular'ın kibar tarifleri ile karşılaşıyorum.


Yüzlerinde sürekli tebessüm olan bu kibar insanlar oldukça mutlu gözüküyor. Kaleye gitmenin iki yolu var. Birincisi yürümek. İkincisi ise fenüküler. Fenükülerin gidiş geliş ücreti 12 Euro. Günlük otobüs kartının üç katı fiyatı oldukça pahalı sayılabilir. Fenükülerle kalenin tepesine çıkıyorum. Salzburg yukarıdan bakınca da enfes bir kent. Bu şirin kentin tüm mimari yapısını tepeden izlerken, sırtınızı Alp Dağlarına veriyorsunuz. Alp Dağlarının zirvesi karlarla kaplı. Salzburg'un çevresi bu görkemli dağlarla çevrili. Kalenin tepesindeki cafede yine Mozart'ın adı ile anılan tatlıyı tadıyorum. Tek kelimeyle en az manzara kadar enfes.



( Mozart tatlısı )

Kalenin içerisindeki müzeyi gezdikten sonra, inişe geçiyorum. Kalenin aşağısında yine sağlı sollu hediyelik eşya dükkanları var. Bir de kalenin içerisinden geçen fenükülerin yapım sürecini ve tarihini anlatan küçük bir müze.


Fenükülerin yapım nedeni esasen “tuz” nakli. Salzburg adı tuz ile anılan bir kent. Devasa tuz madenlerinin yer aldığı, ekonomisinin tuza dayalı olduğu bir kent. Bugün ise turizm en az tuz madenleri kadar ve hatta ondan çok daha kıymetli.

Kaleye yaptığım seyahatin ardından yönümü Salzack nehrinin diğer tarafına çeviriyorum. Köprüden geçtikten sonra bu kez Mozart'ın yaşadığı eve doğru yol alıyorum. Yine dışarıdan bakıldığında görkemli olan bu evde, Mozart'ın eşi ve çocukları ile olan yaşantısı, müzikal serüveni anlatılıyor. Müzenin bahçesinde küçük ve şirin bir kafe var.

Mozart'ın yaşadığı evden çıktıktan sonra Mirabell Bahçeleri'ne yol alıyorum. Salzburg'da tarihi ve turistik yerler tüm Avrupa şehirlerinde olduğu gibi, küçük bir havzanın içerisinde. Mirabell Bahçeleri, peyzajı harika bir alan. Turistlerin ve Salzburglular'ın stres attıkları bir dinlence alanı. Kaiser 1. Josef tarafından yaptırılan bir sarayın da yer aldığı bu bahçeyi mutlaka gezin. Yemyeşil bahçede ayaklarınızı uzatın ve küçük bir mola verin. Çimlere basmak tabii ki yasak değil. “Çimlere basmayınız!” bize özgü bir uyarı biçimi.



( Mirabell Bahçeleri )

Mirabell Bahçeleri'nden sonra yavaş yavaş gara doğru yol alıyorum. Her yer birbirine oldukça yakın. 15 dakikalık yürüyüşün ardından, garın hemen yanındaki Forum AVM'de biraz vakit geçiriyorum. Salzburg'un her yerinde wi-fi olanağı var. Anlık sosyal medya paylaşımları için ideal.

Bunca, zenginliğin, ihtişamın, zerafetin sonunda, gezimi Mozart çikolatasının enfes tadı ile noktalıyorum.

Müziğin, notanın ve Mozart'ın şehrine huzurla veda ederek tekrar Münih'e dönüyorum.

Kalın sağlıcakla,

19 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page